TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE HALEP
Yaşım itibariyle Türkiye’nin 80’li yıllardan bu yanasını biliyorum. PKK, bu topraklarda on binlerce vatandaşımızı katletti. Asker, polis,korucu, sivil vatandaş ayrımı yapmaksızın öldürdü. Kürt halkının çocuklarından kendisine gerilla oluşturdu. aslında Abdullah Öcalan ve onun temsil ettiği PKK hiçbir zaman Kürtleri temsil etmiyordu. PKK Marksist bir terör örgütüdür. İşi, sadece terörden ibaret değildir. Kara para aklama, silah ticareti ve uyuşturucu gibi birçok gayri meşru işlerin içerisinde olan bu örgüt, ki belli yıllara kadar hem içerden ve hem de dışarıdan destek gördü.Hala da birileri PKK’nın bitmesini istemiyor. Bu yüzden de onun Suriye şubesi olan YPG’ye destek veriyor.
Terörsüz Türkiye süreci devam ediyor. PKK Türkiye’de silahları bıraktı ve örgütü lağv etti. Ancak PKK’nın Suriye ayağını teşkil eden PYD/YPG/SDG, Abdullah Öcalan’ın sürece destek veren kararına hem uyumadı hem de Suriye’de çıban başı olmaya devam ediyor. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de bulunan SDG’nin askeri güçler i, ağır silahlarıyla birlikte SDG bölgesine çekilecek. Şehirdeki iç güvenliği de Suriye İçişleri Bakanlığı güçleri ile SDG’ye bağlı Asayiş güçleri birlikte sağlayacaktı. Ancak bunlar olmadı. SDG’nın hakimiyetinde olan bu bölge Kürt halkından oluşuyor. Suriye’nin devrik lideri Esad da buralara dokunmamıştı.
10 Mart Mutabakatı hayata geçmedikçe, iki silahlı gücün birlikte bulunduğu Halep’te tansiyon düşmedi.
Yani anlaşmadan hoşlanmayan güçler için iki silahlı gücün karşı karşıya olduğu Halep, gerilimin en kolay çıkarıldığı yer oldu. Suriye askeri gücü halep’te SDG ile çatışıyor.. lakin Kürt halkıyla çatıştığı söylenemez. Birileri Türkiye ve Suriye ordusu birlikte olup halep’te Kürtleri katlediyor diye algı oluşturuyor.
Suriye yönetimi SDG/Asayiş kontrolündeki Eşrefiye ve Şeyh Maksut Mahallerine operasyon yapacağını önce duyurdu ve sivillerin (kürtlerin) mahalleleri terk etmesi için iki çıkış kapısı açtı ve bir gün süre verdi. Ve verilen sürede bölgeden en az 170.000 kadar Kürt vatandaş çıktı
Yani “abluka altında yüzbinlerce Kürt”, “Kürtler saldırı altında” sözü siyasi propagandadan ibaret. Peki nereye gitti bu Kürtler?
Mahallerden çıkan Kürt ve Araplar Afrin, Halep ve Azez’e geçici olarak yerleştirildi.
Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’den gelen mesajlar başından beri uzlaşma temalıydı, Şam yönetimini eleştirdiler ama kimseyi direnişe çağırmadılar ya da direnişi övmediler.
Ne diyordu Hakan Fidan: Suriye’de zaman ulusal birlik zamanıdır. SDG’nin üzerine düşeni yapması lazım. Onun yerine İsrail’in politikasına alet olması tesadüf değil. Hem Suriye tarafıyla hem şu anda Amerika tarafıyla yoğun görüşme içerisindeyiz. İnşallah daha fazla kan dökülmeden bu sorun çözülür.
Mazlum Abdi, Öcalan’ın uzlaşma çizgisini temsil ederken, Sipan Hemo Kandil ve daha birkaç gün önce özel röportaj verdiği Esadçı Mihraç Ural ve ona yakın çevrelerin bakışını temsil ediyor.
Kürtlerin menfaatinin artık her yerde direniş değil, her yerde müzakere etmek olduğunu anlamayan bir kamuoyu.
Eğer Kürtler hem bu topraklarda hem de halep’te haklarını almak istiyorlarsa kendilerini yanlış yöne kanalize eden örgütlere asla Rıza göstermemeli ve her daim müzakereden ve demokrasiden yana olmalıdırlar.
DİJİTAL VİCDAN
Abdullah ŞANLIDAĞ
Yazıyı Paylaş


Yorum gönder