NATO’NUN MU BİZE FAYDASI VAR BİZİM Mİ NATO’YA ????

NATO’NUN MU BİZE FAYDASI VAR BİZİM Mİ NATO’YA ????

Ankara’ da şu günlerde hummalı bir çalışma var. 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan NATO toplantısı için başkentte yollar trafiğe kapatılıyor, havalimanı peyzajı yenileniyor, Esenboğa Havalimanı ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi arasındaki güzergaha paneller kurulup ışıklandırma çalışmaları yapılıyor.
Binalara yapılan dış cephe makyajları ve daha sayılamayacak nice masraflı hazırlık…

İşçiye, memura, emekliye ve çiftçiye verilmeyen maaş zamları ya da ürün taban fiyatları, ne yazık ki bu tür organizasyonlar için adeta israf ediliyor.

Vatandaş; vergiler, trafik cezaları ve yüksek enflasyon yükü altında ezilirken, ülkenin maddi kaynaklarının halkın refah düzeyini artırmak yerine bu şekilde harcanması, insanımıza kendi ülkesinde “ikinci sınıf vatandaş” muamelesi görmenin acısını yaşatıyor.

Karşılıklılık İlkesi Nerede?
Meselenin bir de askeri ve egemenlik boyutu var.

Bugün NATO’ ya bağlı Avrupa ülkelerinde Türkiye’ nin tek bir askeri üssü bulunmazken, ülkemizde İncirlik ve Kürecik’ ten sonra, geçtiğimiz günlerde (18 Haziran 2026’da) Konya Hava Üssü’ ne konuşlandırılan İtalyan hava savunma sistemleriyle birlikte adeta NATO’ nun üçüncü stratejik merkezi belirginleşti.

Eğer NATO bir savunma ittifakıysa ve üye ülkeler arasında eşitlik esassa, neden Avrupa topraklarında bir Türk askeri üssü yok?

Bu üsler kime, neye ve hangi amaca hizmet ediyor? Bu soruları sormak, her Türk vatandaşının en doğal hakkıdır.

Yakın süreçte bölgemizde yaşanan savaşlara ve beraberinde getiren insani dramlara baktığımızda;

Avrupa Birliği, NATO, Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi uluslararası oluşumların işlevini tamamen kaybettiğini, içlerinin boşaldığını net bir şekilde görüyoruz.

Karşımızda adil ve tarafsız bir dünya düzeni inşa etmek isteyen yapılar yok.

Nitekim siyasi liderlerin de zaman zaman dile getirdiği üzere, bu küresel buluşmalar askeri bir iş birliğinden ziyade, egemen güçlerin dünyayı zorladığı “Yeni Dünya Düzeni” projelerinin birer parçası haline gelmiştir.

Küresel Çıkarlar ve Coğrafyamızın Kaderi
Orta Doğu’ yu kan gölüne çeviren, bölge ülkelerinin yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömüren küresel güçler, kaynakları kendi aralarında paylaşmak için işgalin ve savaşın her türlüsünü kendilerine mübah görüyorlar.

Yıllar sonra böylesi kritik bir sürecin ortasında Türkiye’ de böylesine yoğun bir NATO trafiğinin yaşanması, ülkemiz ve bölge coğrafyası adına hayra alamet bir durum değildir.

Aksine bu durum, bölgeyi istikrarsızlaştıran projelere zemin hazırlama riskini taşımaktadır.

Daha da vahimi, küresel elitlerin adının karıştığı Epstein dosyası gibi insanlık dışı skandallar, çocukların ve masumların kanı üzerinden beslenen kirli bir sistemin varlığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.

Büyük karanlık ağlarla anılan sistemlerin ve aktörlerin, ne NATO kapsamında ne de başka bir uluslararası platformda insanlık yararına, adil ve sağlıklı kararlar alabilmesi mümkün değildir.

Onların kararları her zaman yanlı, taraflı ve kendi sömürgeci çıkarlarına hizmet odaklı olacaktır.

Sözün Özü
Özetle; Filistin başta olmak üzere Irak’ ta, Libya’ da, Suriye’ de ve birçok İslam coğrafyasında sömürgeci politikalar izleyen, içi boşalmış küresel yapıların ve bu yapılara bağlı aktörlerin ülkemizde ağırlanmasının Türk halkına ekonomik bir yükten ve stratejik risklerden başka hiçbir faydası olmayacaktır.

Unutulmamalıdır ki:
Haksızlığa göz yuman, asla adil olamaz!

Gülendam METİN
Alfa Anadolu TV köşe yazarı

Yazıyı Paylaş

Yorum gönder