DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
Bir toplumun adalet anlayışı, empati gücü,üretkenliği; çocuklukta öğrenilen
değerlerle şekillenir. Bu noktada anne, sadece bir birey değil; bir kültür
taşıyıcısıdır.
Modern dünyada birçok anne hem ekonomik üretime katılır hem de ev içi
sorumlulukları üstlenir. Bu durum literatürde “çifte mesai” olarak adlandırılır.
İş yerinde profesyonel kimliği ile var olan kadın, eve geldiğinde bakım emeğinin
sorumluluğunu da taşır. Çocuğunun okul sürecini takip eder. Eşinin en sadık
dostudur. Yalıların sığınacağı bir limandır.
Bu nedenle 8 Mart yalnızca kutlama günü değil; aynı zamanda adalet ve eşitlik
çağrısıdır.
Emekçi anne;
*Zorluklara rağmen ayakta kalandır.
*Kendi yorgunluğunu geri plana atandır.
*Çocuğunun geleceğini kendi önceliğinin önüne koyandır.
Fakat burada önemli bir noktaya değinmeliyiz.
Annelik fedakarlıkla özdeşleştirilirken, annenin birey olarak varlığı
unutulmamalıdır. Emekçi anne de dinlenmeye,desteklenmeye,takdir edilmeye
ihtiyaç duyar.
8 Mart kadın emeğinin görünür kılınmasıdır.
8 Mart eşit işe eşit ücret talebidir.
8 Mart şiddetsiz ve adil bir toplum isteğidir.
Ve emekçi annenin görünmeyen emeğini fark etme günüdür.
Bugün burada şunu hatırlatayım;
bir toplumun yarını annelerin emeği ile yoğrulur.
Bir çocuğun vicdanı annenin sabrıyla şekillenir
Bir milletin gücü kadınlarının emeği ile büyür.
Ünlü tenisçi Serena Williams; “ Her kadının başarısı bir başkasına ilham kaynağı
olmalıdır” der.
Ve ne diyor Mevlana; “Anne bütün güzel sıfatların toplandığı varlıktır.” der.
Atatürk diyor ki;”Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir. “ der.
Peygamberimiz de bir hadisinde;” Cennet annelerin ayakları altındadır.” buyurur.
Yıllar önce bir seminere katılmıştım. Sunumu yapan kişinin elinde karmakarışık
renkli kablolardan oluşmuş bir top vardı.
- Bunu kim çözebilir? Dedi.
Salondaki herkes bir şeyler söyledi. Bir uğultu oldu.
Bu kablo topunu bir erkeğe versem bir sarı ucunu çekiştirir, sonra kırmızı ucunu,
derken bir beyaz ucunu çekiştirir. Baktı olmuyor. Kablolar çözülmüyor. Alır
arkasına atar ve gider sıfırdan kablo satın alır.
Aynı kablo topunu bu kez kadına verin. Tek tek uğraşır. Kablo topunu çözer.
Üstelik renklerine ayırır öbek öbek. Üstüne de; “Kayınvalidemle iyi
anlaşacağım.”der. Sevinir.
Kadın çözümcül detay sever anlayışı ile kendini gösterir.
Kadın duygu yüklü, erkek genellikle mantık yürütür. Bu iki zıtlık bir yuvayı
oluşturur. Denge sağlandığında yuva mutludur. Çocuklar huzurludur.
*Geleneksel aile ortamında evi çekip çevirendir. Fedakar,sabırlı ve merhametlidir.
Yeri geldiğinde saçını süpürge edendir. Çocuğunu ve eşini yüceltendir. Ayrıca
ailenin yanında akrabalık ilişkilerini de düzenleyen emekçidir.
*Gelişim psikolojisinde anne çocuk için; “İlk bağlanma figürüdür.” Bu bağlantı
zamanla güven duygusu ve sosyal ilişkilerini doğrudan etkiler. Güven duyan çocuk
hayatın yaşanabilir bir yer olduğunu annenin verdiği güvenle fark eder.
*Felsefi olarak anne; mutlak fedakarlık değil, dengeli sorumluluk anlayışı
çerçevesinde ele alınır. Senin için saçımı süpürge ettim anlayışı yerine ailede iş
bölümü ve paylaşım daha uygun olacaktır.
*Modern dönemde annelik; çalışan anne, tek ebeveynli aile, evlat
edinme,koruyucu annelik gibi farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır.
Bu durum bize anneliğin aslında bakım ve sorumluluk temelli ilişki olduğunu
göstermektedir.
Başta emekçi anneler olmak üzere, tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar
Gününü saygıyla kutluyorum.
Kalın saağlıcakla.
Julide DEMİRTAŞ
Yazıyı Paylaş

Yorum gönder