TAŞIMA SU İLE DEĞİRMEN DÖNMEZ

TAŞIMA SU İLE DEĞİRMEN DÖNMEZ

Köyleri mahalle yaptık.
Fabrikaların çoğu konkordato ilan etti.
İşsizlik aldı başını gidiyor.
Gençler çalışıyor mu? Kafe köşelerinde pinekliyorlar mı?
Ya da memnun mu herkes halinden?
Üretkenlik düştü mü dost ?


Huzuru kendimizde mutluluğu da kendimizde aramalıyız artık. Anladık ki kimse bizi mutlu etmek için
uğraşmıyor. Üzülüyor insan görünce üretken yerlerin kapandığını gördükçe. Bir yeis kaplıyor yüreği,
kıskacındaymış gibi akrebin. Sonra gündem değişiyor vakit hızlı artık ona da yetişilmiyor.
Çile çekmek mi, adaletsiz bir kıskaçta adalet aramak mı beyhude bekleyiş.
Hep iyilik olsun, güzellik olsun derken gündemin değişmeyen değişimi esir alıyor insanı.


Üç çocuk konuşuyormuş. Konu “bebekler nasıl olur?” onu konuşuyorlarmış. İçlerinden iyi giyimli olanı
“Annem beni gül bahçesinden almış.” Bunu duyan daha iyi giyimli çocuk “Annem beni lale bahçesinden
almış.” Giyiminden durumunun pek iyi olmadığı belli olan çocuk “Bizim bahçemiz yok. Annem beni
kendisi yapmış.”
Kendimiz bugünlerde az üretiyor, çokça tüketiyoruz. Hazıra dağ dayanmaz derler. Sahi bir de “Taşıma su
ile değirmen dönmez.” derler. Dönüyor mu acaba? Yoksa döndüğüne inandırılıyor muyuz?


Bir zamanlar yan yana olan bugün ayrılıyor. Az miktar para için birbirini vuruyor toplumda insanlar.
Boşanmalar had safhada. Bir değişimden geçiyoruz. Kendini bilen insanlar sorgular. Yeniliği olduğu gibi
almaz. İhtiyacı varsa alır. İsteğe bağlı hareket etmez.Bilir ki insanın isteği bitmez. Oysa ihtiyacı kadar alan
kazanır. Hem madden hem manen. Bu yaklaşımı ve sorguyu yapanlar farkındalığı da yaşıyor demektir.


Toplumsal değerlerimiz ve aile kurumumuz dıştan gelen bir değişime maruz kalıyor. Direnç göstermek
mi, razı mı olmak mı gerekir? Razı olsanız maddiyatınız yetmez bu işe. Sorgulasanız hangisi daha iyi
sonuç verir diye düşünmek daha iyi. Karar merci kişinin kendisidir. Kararını da sorun haline getirende
kendidir sorun görmeyen de kendisidir yine.
Kapatılan fabrikalar birçok insanın ekmek kapısının kapanması demek. İnsan gücüne ihtiyaç
duyulmayacak yapay zeka sayesinde. Çokta güvenen de var yapay zekaya lakin pekte güven beslememek
gerek. Kullandıkça karbon üreten bir mekanizma. Oksijeni azaltıyor. Doğa zarar veriyor. Sanırım insanlar
bıkmadılar dünyayı hor kullanmaktan. Bu kadar kirlilik varken, yapıcı çözümler aramak gerekirken
kıyameti eliyle hazırlıyor insanoğlu.Bir gün pişman olacak lakin o gün kıyamete çeyrek kalacak. Geriye
dönüp hatalarını düzeltemeyecek. Yaptığı ihanetleri için çevreden ve insanlardan özür dilemek için vakti
bile olmayacak belki.


üretelim derken tüketici olduk. İthal ürün cenneti olduk. Eksik olan ne varsa üretmektense hazırlanmışı
almak gibi bir lüksümüz var. Biz kendi kendimize yetelim. Üretelim. Yerli malı kullanalım. Ağaç
bırakmadık, yabancılar altın arayıp durdu, topraklarımızda. Orman yangınlarımız oldu. Yerine yenilerini
koyabildik mi ?
Her şeyin iyisini isterken gittiğimiz yol ne derece doğru? Gelecekte bir gün gelecek.


Politika yapıyoruz konuşunca arkadaş sohbetlerinde. Lakin bilinmeyen bir şey var ki. Konuşulan konu
hakkında ne biliyoruz? Biz bize sunulan bilgi ile dilimiz dönüğünce siyaset yapıyoruz.
Oysa yukarıda yani zirvede nelerle uğraşıyorlar? Ne gibi sorunlar var? Ne yapılıyor ? Bilemiyoruz.
Bildiğimiz bir şey varsa o da eskiden iki tencere kaynardı evimizde artık tek tencere kaynıyor.
Ahvalimiz belli. Yaşam belli.
Allah devletimize zeval vermesin.
Kalın sağlıcakla.

Julide DEMİRTAŞ

Yazıyı Paylaş

Yorum gönder