SALGIN MI, TEZGAH MI?
Baharın en güzel günlerini yaşadığımız, doğanın uyanışıyla gönüllerimize huzur dolması gereken bir dönemdeyiz.
Ancak ne yazık ki hayatın güzelliklerini yaşamak yerine, yeni bir salgın korkusunun benliğimize ilmik ilmik işlenmeye başladığına şahitlik ediyoruz.
Henüz Covid-19’un bıraktığı ekonomik, sosyal ve bedensel tahrifatlar hafızalarda tazeliğini korurken, şimdi de “Hanta virüsü” tehlikesi adeta altın tepside dünyaya servis edilmeye başlandı.
Virüsler artık sadece biyolojik bir tehdit değil; toplumsal düzeni, ekonomiyi ve psikolojimizi alaşağı eden birer olgu haline geldi.
Eskiden salgınlar; hijyen yetersizliği, kontrolsüz nüfus artışı veya çevre kirliliği gibi doğal süreçlerle ortaya çıkardı.
Ancak günümüzde kamuoyundaki genel algı, bu hastalıkların “sipariş üzerine” laboratuvar ortamında geliştirildiği ve insan hayatını kontrol altına almak için birer araç olarak kullanıldığı yönünde evrildi.
Hanta Virüsü Nedir?
Bilimsel verilere göre Hanta virüsü, özellikle kemirgenlerin (fare vb.) dışkısı, idrarı ve salyası yoluyla insanlara bulaşan ciddi bir hastalıktır.
Kişiden kişiye bulaşma riski oldukça düşük olsa da, bulaştığı kişide şiddetli ateş, kas ağrısı ve baş ağrısıyla başlayıp; ilerleyen safhalarda ciddi solunum yetmezliği ve böbrek hasarına yol açabilmektedir.
Bugün televizyon ekranlarında uzmanlar, “Covid’den sonra yeni bir pandemi kaçınılmaz” tezini işlerken, sosyal medya platformlarında bu virüslerin laboratuvar ortamında nasıl manipüle edildiğine dair iddialar havada uçuşuyor.
Bill Gates gibi isimlerin gelecekteki salgınlar üzerine yaptığı açıklamalar ise halk nezdinde, karanlık günlerin ayak sesleri ve bir “habercisi” olarak yorumlanıyor.
Tedbir Şart, Rehavet Yasak
Hayra alamet görünmeyen bu haber akışı karşısında, hükümetlerin şimdiden teyakkuza geçmesi bir zorunluluktur.
Karanlık günler kapımızı çalmadan;
Erken Uyarı Sistemleri: Olası bir tehdidi anında tespit edecek teknolojik altyapı kurulmalı,
Sağlık Altyapısı: Hastanelerin ve sağlık personelinin kapasitesi her türlü senaryoya göre güçlendirilmeli,
Eğitim ve Farkındalık: Toplum, bilgi kirliliğine karşı doğru kanallardan eğitilmeli ve olası salgınlara karşı mücadele planları hazır tutulmalıdır.
Deprem, sel ve yanı başımızdaki savaşların yorgunluğunu taşıyan ruhlarımız, yeni bir travmayı kaldıramayacak kadar yıpranmış durumda.
Psikolojik olarak güçlü, fiziksel olarak güvenli bir gelecek inşa etmek,
hepimizin en temel hakkıdır.
Geleceğin, korkuların gölgesinde değil, sağlıklı ve güvenli günlerin ışığında yaşanması dileğiyle…
Sağlıcakla kalın.
Gülendam METİN
Alfa Basın Anadolu TV
Yazıyı Paylaş

Yorum gönder