DEVLET KURUMLARI MI ÇÖKTÜ, YOKSA YÖNTEMLERDE Mİ HATA VAR?

DEVLET KURUMLARI MI ÇÖKTÜ, YOKSA YÖNTEMLERDE Mİ HATA VAR?

​Bazen kendime sormadan edemiyorum: Suçlu biz miyiz, yoksa bizi yönetenler mi?

​Gün geçmiyor ki şaşkınlık yaşamadığımız, vicdanımızı yaralamayan bir olayla karşılaşmayalım.

Her yeni skandalda dönüp birbirimize bakıyor;
“Bizi yönetenler bunlar mı? Vay halimize!” demekten kendimizi alamıyoruz.

​Belleğimizdeki acılar henüz tazeliğini koruyor. Kahramanmaraş’taki okul saldırısının yüreklerimize düşürdüğü kor ateş hâlâ harını korurken, ardından gelen Gülistan Doku olayı hepimizin kanını bir kez daha dondurdu.

Ancak asıl korkutucu olan, bu olayların perde arkasındaki “karanlık pencereler”.

​Gülistan Doku olayının gölgesinde bir ilin en üst düzey yöneticisinin adı geçerken;

Kahramanmaraş’taki saldırı olayında ise 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi gibi makamların adının zikredilmesi, devletin sarsılmaz denilen kolonlarına dair soru işaretleri doğuruyor.

Üstelik bir dönem devletin en kritik kademelerinde bulunmuş, İçişleri Bakanlığı yapmış bir ismin oğlunun da benzer bir olayla anılması; iddiaların basın ve sosyal medyada geniş yankı bulması, toplumdaki hayreti derin bir öfkeye dönüştürüyor.

​Burada sormak gerekir:

Devletin üst düzey kadroları ve aileleri için ayrı bir hukuk sistemi mi işliyor? Yoksa hukuk, anayasada belirtildiği gibi herkes için eşit ve adil bir şekilde mi tecelli ediyor?

​Unutulmamalıdır ki; iyi bir yönetici gücünü otoritesinden değil, adaletten alır.

Adaletin tecelli etmediği bir iklimde itaat sağlansa bile, gönülden bir sadakat inşa edilemez.

Devletin kendisine tevdi ettiği yetkileri kendi çıkarları veya yakınlarını korumak uğruna kullanan, liyakatten uzak yöneticiler; kendilerini “hesap sorulamaz” bir zırhın içinde görürler. İşte o an sistemin çarkları çürümeye başlar.

“Balık baştan kokar” sözü, ne yazık ki bu kokuşmuş sistemin en acı özeti haline gelir.

​Hazreti Ömer’in şu sözü, aslında hepimizin özlemini duyduğu dünyanın pusulasıdır:

​”Adalet olmadıkça yönetmenin, edep olmadıkça asaletin, cömertlik olmadıkça zenginliğin hiçbir faydası olmaz.”

​Toplumun en büyük arzusu; devletin her kademesinde Ebru Cansu gibi yürekli, dürüst ve sadece millete hizmet etmeyi şiar edinmiş yöneticilerin görev almasıdır.

Kokuşmuş çarkların bir an önce temizlenip hakkıyla dönmesi, devletin bekası için bir tercih değil, zorunluluktur.

​Herkes şunu aklına kazımalıdır ki; kişilerin gücü geçici, adaletin hükmü bakidir. Çünkü:

ADALET, MÜLKÜN TEMELİDİR.

​Selam ve sevgiyle kalın.

​Gülendam METİN
Alfa Basın Anadolu TV

Yazıyı Paylaş

Yorum gönder