ÇOCUKLARIMIZA NEYİ EKSİK VERDİK?
Biz nerede yanlış yaptık?
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, dilimizin tutulduğu, nefeslerimizin kesildiği ve sözün bittiği bir haftayı geride bıraktık.
Geleceğimizin teminatı, göz bebeklerimiz olan evlatlarımızı emanet ettiğimiz eğitim yuvalarında yaşananlar, sadece kanımızı dondurmakla kalmadı; vicdanlarımızı da derin bir sorgulamanın eşiğine getirdi.
Söze nereden başlasam diye düşünüyorum…
Her istediğini yerine getirerek, ceplerine bol harçlık koyarak evlatlarımıza “güzel bir yaşam” sunduğumuzu sanırken, onları sevgiden ve ilgiden mahrum mu bıraktık?
Ne yaptığından bihaber olduğumuz, sanal dünyaların kuytu köşelerinde kaybolan evlatlarımıza mı üzmesek; sabah öperek okula uğurladığımız yavrularımızı akşam kara toprağa verişimize mi yansak, bilemiyorum.
Henüz 14 yaşında, çocuk sayılacak yaştaki evladına silahla atış eğitimi verecek kadar bilinçsizleşen ebeveynler, ne yazık ki başka annelerin akşam evlatlarının tabutuna sarılmasına neden oldular. Olayı biraz irdelediğimizde, ailelerin çocuklarını aslında ne kadar yalnız bıraktığını görüyoruz. Maddi imkânlarla sevgi boşluğunu doldurmaya çalışmak, maalesef ortaya ruh dengesini kaybetmiş, patlamaya hazır birer “el bombası” gibi bireyler çıkarıyor.
Sorumluluk Hepimizin
Sadece aileler değil, sistemin her çarkı bu tabloda pay sahibi.
Aileler saddece maddi değil.manevi sığınak olmalı
Okullarımız sadece akademik başarıya değil, karakter inşasına da odaklanmalı.
Televizyon programları şiddeti estetize etmek yerine;
ahlaki yapıyı, aile bağlarını ve “düzgün birey” olmayı özendirmeli. Manevi değerler ve etik eğitimi sadece kitaplarda kalmamalı; çocuklarımızın hayatının her alanında karşılık bulmalı.
Vicdanlı bireyler yetiştirmek, bir toplumun en büyük savunma sanayisidir.
Önce Eğitim, Sonra Aile
Belki de en temelden başlamalıyız:
Gençler, evlilik öncesinde ciddi bir eğitimden geçmeli. “Aile” olmanın, anne veya baba olmanın sorumluluğu sadece biyolojik bir süreç değil, pedagojik ve ahlaki bir bilinç meselesidir.
Güzel olan her şey emek, özen ve fedakârlık ister.
İyi bir evlada sahip olmak, ona her istediğini almak değil; ona sevgiyle harmanlanmış bir edep, adaptan süzülmüş bir vicdan ve başkasının acısını duyabilecek bir merhamet verebilmektir.
Unutmayalım ki; sevgiyle doyurulmayan çocuk, dünyayı nefretle aç bırakır.
Gülendam METİN Alfa Basın / Anadolu TV
Yazıyı Paylaş

Yorum gönder