NEREYE GİDİYORUZ ÜLKECE ?

NEREYE GİDİYORUZ ÜLKECE ?

Çevreme bakıyorum; yaşanan onca olaya rağmen toplumun büyük bir kısmı duyarsızlaşmış gibi.
Kendi kendime soruyorum: “Ülkemde neler oluyor?”

Kırk yıl “terörle mücadele” denildi. Yüreğimiz şehit haberleriyle dağlandı.
Anaların yürekleri yandı, babalar “vatan sağ olsun” diyerek gözyaşlarını içine akıttı.
Gencecik fidanlar toprağa verildi; her biri bir aileye, bir geleceğe emanetti.

Bir zamanlar meydanlarda urgan atıp “Apo asılmalı!” diyen siyasetçilerin bugün Abdullah Öcalan’ı ziyaret etme hazırlığı içinde olması, toplumda derin bir şaşkınlık yaratıyor.
Dün seçim dönemlerinde “HDP ile iş birliği yapıyorlar.” diye 6’lı masayı eleştirenlerin bugün HDP’yi gönül tahtlarına yerleştirmiş gibi davranmaları, halkın aklında büyük soru işaretleri oluşturuyor.

Madem bir gün “barış masasına” oturulacaktı, o hâlde bu kadar fidan neden toprağa düştü?
Bu soruyu sormadan geçemiyor insan:
“Neden? Ne için?”

Çevreme dönüp bakıyorum…
Onca şehit, onca gazi, canlarını ortaya koyan Mehmetçikler…
Ve içimde bir ses soruyor:
“Bebek katili bir gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuşacak mı?”

Dünya adeta bir cadı kazanı gibi kaynarken, ülkemin nereye sürüklendiğini düşünmeden edemiyorum.
Olayların arka planı, atılan adımlar, verilen vaatler ve yapılan geri dönüşler ele alındığında insan ister istemez kendi içinde taşları birleştiriyor.
Ancak ortaya çıkan tablo, iç açıcı olmaktan oldukça uzak…

Bir yanda yıllarca teröre karşı mücadele veren Türk Silahlı Kuvvetleri, diğer yanda siyasi arenada değişen söylemler, tutarsızlıklar, geri adımlar…
Toplumun güven duygusu zedeleniyor, insanların hafızasıyla ve duygularıyla oynanıyormuş hissi güçleniyor.

Belki de en acı olan nokta şu:
Bu millet, acılarını unutmuyor.
Unutmadığı gibi, yaşanan her tutarsızlığı da hafızasının bir köşesine kazıyor.

Bugün sorularımız daha da çoğalıyor:
• Ülke olarak nereye gidiyoruz?
• Bu değişken söylemler neyin habercisi?
• Yıllarca verilen bedellerin anlamı ne olacak?
• Toplumun güven duygusu nasıl onarılacak?

Tüm bu soruların cevaplarını zaman gösterecek.
Ancak bir gerçek var ki, her kim olursa olsun, bir gün yaptıklarının hesabını tarih önünde mutlaka verecektir.

Gülendam METİN
Alfa Basın – Anadolu TV

Yazıyı Paylaş

Yorum gönder