TOK EVİN AÇ KEDİLERİ
Ne kadar güzel ve derin bir atasözüdür: “
Tok evin aç kedileri…”
Zengin bir malikanede yaşadığı halde sürekli açlıktan miyavlayan, önündeki cevherin farkına varamamış ya da o cevherden mahrum bırakılmış kedilerin misali…
Bugün ülkeme baktığımda tam olarak bu manzarayı görüyorum.
Yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından dünyanın en şanslı coğrafyalarından birindeyiz; topraklarımız bereketli, insanımız çalışkan. Ancak ne acıdır ki, bu zenginliğin ortasında halkımız derin bir geçim sıkıntısı ile boğuşuyor.
Varlık İçinde Yokluk Düzeni
Yıllardır konuşulan yer altı kaynaklarımız, tam anlamıyla halkın refahına dönüşebilmiş değil.
Bor Madeni: Dünya bor rezervlerinin yaklaşık %73’üne sahip olmamıza rağmen, bu cevheri uç ürüne (teknolojik, askeri ve endüstriyel yüksek katma değerli ürünlere) dönüştürmekte hâlâ yolun başındayız.
Hammadde olarak satılan her maden, kendi zenginliğimizi başkalarına kaptırmak demektir.
Enerji ve Doğal Gaz: Karadeniz’de keşfedilen doğal gaz rezervleri ya da Gabar’daki petrol yatakları yüreğimize su serpse de, halkın faturalarında henüz bu rahatlamayı hissedebilmiş değiliz.
Enerjide hâlâ dışa bağımlı bir yapıya sahip olduğumuz için ithalat yükü belimizi bükmeye devam ediyor.
Çiftçi ve Esnaf Can Çekişiyor
Tarımda girdi maliyetleri (gübre, mazot, tohum, elektrik) ikiye, üçe katlanırken; üreticimizin, çiftçimizin binbir emekle yetiştirdiği ürün dalında kalıyor, karşılığını bulamıyor.
Sanayileşme sürecini tam anlamıyla tamamlayamamış ülkemizde, vatandaş artık ekmeği aslanın ağzından değil, midesinden sökmeye çalışıyor.
Diğer taraftan ekonominin bel kemiği olan esnafımız, ağır vergi yükü ve enflasyon kıskacında. Her geçen gün ağırlaşan geçim sıkıntısı yüzünden, siftahsiz kepenk kapatan ya da tamamen kapısına kilit vuran esnaflarımızın feryadı arşa ulaşıyor.
Gençliğin Umudu ve Beyin Göçü
Çocuklarımızın eğitim kurumlarında aldığı eğitimin niteliği her geçen gün tartışılır hale geldi.
Fırsat eşitliğinin kaybolduğu bu sistemde, binbir fedakarlıkla eğitimini tamamlamış evlatlarımıza iş imkanı sağlayamıyoruz
Gelecek kaygısı yaşayan, emeğinin karşılığını alamayacağını düşünen binlerce nitelikli gencimiz, doktorumuz, mühendisimiz çareyi yurt dışına gitmekte buluyor.
Yetiştirdiğimiz en parlak zihinleri “beyin göçü” ile ellerimizle teslim ediyoruz.
Siyasetin Sağır Kulakları ve Yapay Gündemler
Daha sayacak o kadar çok dert, çözülecek o kadar çok problem var iken; görsel ve yazılı medyaya bakıyorsunuz, tek derdimiz muhalefetin iç hesaplaşması, siyasi partilerin koltuk kavgaları!
Ekranlar günlerce iki liderin taht mücadelesini, makam hırslarını tartışıyor.
Hükümetiyle, ana muhalefetiyle ve diğer tüm aktörleriyle siyasiler, seçim biter bitmez halkın arasına adeta görünmez bir set çekiyorlar.
Halkın sırtında kambur olan bu ekonomik kriz, işsizlik ve çaresizlik yokmuş gibi davranıyorlar.
Ülkenin içine düştüğü bu durumu açık yüreklilikle işaret edecek; “Bizim meselemiz partilerin makam kavgası değil; varlık içinde yokluk yaşanan vatandaşın geçim sıkıntısıdır!
” diyerek ülkenin gerçek gündemine direksiyon kıracak bir devlet büyüğü, bir yetkili aramaktan yorulduk.
Her nimetimiz, her imkanımız var iken yokluğu yaşamak…
İşte bu tezatlık, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını ne yazık ki kendi yurdunda “tok evin aç kedisi” haline getirmiştir.
Halkın sofrasındaki ekmeğin, gencin geleceğinin konuşulduğu gerçek gündemlerde buluşmak dileği ile…
Selam, sevgi ve dua ile kalın.
Gülendam METİN
Alfa Basım TV
Yazıyı Paylaş

Yorum gönder